Oliver Roy, siyasal İslam'ın İflası adlı bir kitap yazmıştı.

Ortadoğu'nun birçok ülkesinde İslamcıların iktidara geldiği bir dönemde Roy, özetle "bırakın gelsinler, geldikleri gibi giderler" diyordu kitabında. Gerekçesini de şöyle açıklıyordu: Ellerinde bir İslami toplumsal projeleri yok; sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel.

 

Roy, bu sözleri söyleyeli otuz yıl oldu ve gerçekten haklı çıktı. Tüm Ortadoğu'daki siyasal İslamcıların halkın heyecanından başka topluma sunacakları bir alternatif İslami projeleri olmadığı, sorunlara İslami çözümler üretemedikleri görüldü. Çünkü ortaya koyacakları siyasal İslami proje, sermayenin, güç odaklarının, hakim sınıfların, derin devletin, mafya gruplarının güç ve iktidarlarını alaşağı etmek anlamına geliyordu.


İşte Muhammed peygamberin yaptığı, siyasal İslamcıların yapamadığı buydu. Muhammed peygamber tüm bu otoriteleri (Mekke oligarşisini) alaşağı ederken, siyasal İslamcılar bunlara hizmet etti, servetlerine servet kattı, güç ve hakimiyetlerini perçinledi.


Siyasal İslam adı altında ortaya koydukları dindar gençlik hayalleri, TRT'de çekilen savaş dizileri, başörtüsü, iftar davetleri ve bolca mescid açma, cami yapma dışına çıkmadığı gibi toplumsal, sınıfsal, iktisadi ve içtimai hayatı düzenleyecek İslami eşitlikçi ve sosyal adaletçi bir projeleri olmadığı gibi, ekonomide "nas var" diyerek faizin kalkmayacağı gerçeğini acı bir şekilde tecrübe etti.

 

Kısacası Roy, bozuk düzenlerini tamir edecek bir İslami projeleri olmadığını ifade ediyordu. O bozuk düzen onları da bozacak, geldikleri gibi gidecekler diyordu; bunların gelmesinden korkmayın, endişeye yer yok diyordu uluslararası güçlere, oyun kuruculara.